
![Text Box: AŞURE GÜNÜ ETKİNLİĞİ
Her yıl yapılmakta olan Aşure Günü, bu yılda da 3 Ocak 2010 tarihinde Pazar günü saat 11:30’da Lefkoşa-Magosa karayolunun Ercan Yonca Yaprağı üstgeçişinden hemen sonraki Cihangir kavşağına yakın Cemevi ve Kültür Kompleksi arazisi üzerinde (Muhtemel hava muhalefetinden etkilenmemek amacıyla) çadırlar kurularak yapılacaktır.
Halkımızın Aşure etkinliğine katılması özlenmektedir.
Aşure, orijinali "Aşura", Arapça’da 10 manasına gelen "aşara" kelimesinden türemiştir. Türkçe'ye ise Arapça'dan geçmiştir. Sözcüğün Sâmî diller arasında ortak bir sözcük olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, sözcük (ve gün) Musevilik inancında Büyük Kefaret Günü için kullanılmıştır[1]. Hüseyin ibn Ali ve beraberindekiler hicri 61. senesinin Muharrem ayının onuncu gününde (10 Aralık 680) Yezid'in emriyle günlerce aç ve susuz bırakıldıktan sonra katledildikleri için o güne “Aşura Günü“ denilmiştir.
Bunun dışında Aşure Günü'nde gerçekleştiğine inanılan, İslamiyet açısından mutlu edici şeyler de mevcuttur. Bunlar; Âdem peygamberin işlediği zelleden (hata veya sürçme) sonra ettiği tövbenin kabulü, Nuh peygamberin gemisinin tufandan kurtulması, Yunus peygamberin bir balığın karnından çıkması, İbrahim peygamberin ateşte yanmaması, İdris peygamberin diri olarak göğe yükseltilmesi (çıkarılması), Yakub peygamberin oğlu Yusuf peygambere kavuşması, Eyyub peygamberin hastalıklarının geçip iyileşmesi, Musa peygamberin Kızıldeniz'den geçip İsrailoğulları'nı Firavun'dan kurtarması, İsa peygamberin doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesi (çıkarılması).
Muharrem ayında oruç tutmak sünnettir ve bu oruca "aşûre orucu" denir. Aşure orucu İslam öncesi dönemde de Araplar tarafından bilinirdi. Ayrıca, museviler de Aşure Günü oruç tutarlar. İslam bilginlerinin geneline göre İslam dininin ilk zamanlarında, Ramazan orucu mevcut değilken, aşure orucu tutmak vacipti. Ayrıca, Musevi gelenekten ayrışmak için sadece -Muharrem ayının onuncu günü olan- Aşure Günü'nde değil de, Muharrem ayının 8, 9 ve 10'uncu günlerinde oruç tutulmasının daha iyi olacağı düşünülür. Muhammed bin Abdullah, Muharrem ayı bir sefer zamanına denk geldiğinde ayın onuncu günü oruç tutmuş ve "Bir dahaki aşûreyi 3 gün de oruçlu geçirelim" demiştir.
Aşure ismi verilen tatlının ortaya çıkışına dair bir inanış mevcuttur. Aşure Çorbası da denilen bu tatlı, İslam dininde inanılan peygamberlerden biri olan Nuh'un tufandan sonra Aşure Günü'nü kutlamak için geminin ambarında kalan erzakı karıştırıp bir tür tatlı yiyecek hazırlamasıyla ortaya cıkmıştır. Alevilikte çok kutsaldır ve sadece Muharrem ayında pişirilir ve komşulara dağıtılır. Tunceli, Erzincan yöresinde "Germiya İmamu" (12 İmamların Çorbası) olarak adlandırılır.
Alevilerde, Hüseyin'in Kerbela'daki acısı başta olmak üzere Oniki İmamların acılarını anmak ve anlamak için Muharrem Matemi tutulur. Amaç bu acıları tekrarlamak ya da öç duygularını tekrarlamamak ya da öç duygularını körüklemek değildir. Muharrem Matemi'nin amacı: Bu türlü acıların bir daha yaşanmaması için gerekli olan insanlık değerlerini ve Alevi öğretisini özümsemektir.
Matem boyunca hiç bir canlıya eziyet edilmez. Kimsenin kalbini kırmamak, dili ile kimseyi incitmemek, kimse hakkında dedikodu yapmamak Matem Orucu'nun temel ilkesidir. Sağlığı yerinde olanlar oruç tutarlar. Matemden amaç, kendine eziyet yapmak değil, yapılabilecek kötülüklerin ve katliamların bir daha olmaması için anmak ve unutmamaktır. Kerbela katliamında hasta olması nedeniyle İmam Zeynel Abidin'in kurtulması ve Ali'nin soyunun devam etmesi nedeniyle de Allah'a şükredilir. Bu nedenle Muharrem Matemi, Aşüre geleneği ile biter. Aşüre sevincin hoşgörünün simgesidir.
12 gün orucun ardından Aşure Günü yapılır.](index_files/image002.gif)

![]()



![]()
![]()




![]()



















![]()














![]()
![]()
![]()



![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
|
Almanyalı Aleviler Kuzey Kıbrıslıları Bekliyor |
|
Geçen haftasonu Hacı Bektaşi-Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği Başkanı Özdemir GÜL ile Başkan Yardımcısı Tekin Söylemez ilk defa geldikleri Almanya'da Aleviler'in örgütlü gücüne hayran kaldılar. Almanya'nın neredeyse her kentinde genel olarak belediyeler tarafından tahsis edilmiş arsalara özenle inşa edilmiş Alevi Kültür Merkezleri ve Cemevleri'ni hayranlıkla izlediler. Konuk oldukları merkezlerde çocuklar, kadınlar, erkekler, gençler ve yaşlılar bu binaları yaşam dolu bir hale getirmişti. Kocaman toplantı salonları, tertemiz mutfaklar, gençler için eğitim odaları, dedeler için özel toplantı odaları, kadınlar için kursların sunulduğu mekanları gördüklerinde Özdemir ve Söylemez Kuzey Kıbrıs'ta ne istediklerini çok iyi biliyorlardı artık. Kuzey Kıbrıs'ın da böyle Almanya'nın neredeyse her kentinde olduğu gibi modern güzel bir Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi olmalıydı. Sosyaldemokrat, Yeşil ya da Hristiyandemokrat ve hepsi de hristiyan belediye başkanlarının destekleri ile inşa edilen Alevi Kültür Merkezleri ve cemevleri Almanyalı Alevilerin yaşadıkları ülkedeki etkin ve her geçen daha da güçlü bir hale gelen konumlarının da kanıtı aynı zamanda. |
|
Özdemir Gül ve Tekin Söylemez daha yola çıkmadan Almanyalı Aleviler'in Almanya için önemini gördüler. Vize almaları hiç sorun olmadı. Çünkü Alevi Merkezleri'nde toplantılara katılacaklardı. Frankfurt Havaalanı'nda Gül ve Söylemez'i Almanya'da ağarlayan Alevi Business Network Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Aygören'in aracı bekliyordu. Worms'taki otellerine gitmeden ilk olarak 200 kmlik bir yolculuğun ardından YOL TV'de canlı yayındaydılar. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Merkez Binası'nda konuk oldular.
Ertesi gün Baden Württemberg Eyaleti AABF Bölge Teşkilatı'nın Offenburg Alevi Kültür Merkezi'nde yapılmakta olan toplantısına katıldılar. AABF İkinci Başkanı Ali Ertan Toprak ile de ayrıca görüşme olanağı buldular. Pazar Günü kahvaltı saatinde Worms Alevi Kültür Merkezi onları bekliyordu. Ardından Bensheim Alevi Kültür Merkezi'nde "Kuzey Kıbrıs Gerçeği'nin de" oldukça detaylı dile getirildiği bir toplantının konuşmacısı oldular. Akşam saatlerinde Darmstadt Alevi Kültür Merkezi'nde "Kıbrıs" konulu toplantıda sayısız soru cevaplandırdılar. Son olarak dün akşam YOL TV'de yayınlanan "AB Sohbetleri" programının konuğu olan Özdemir ve Söylemez üç günlük bir gezide yüzlerce km katederek hem Kuzey Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi için destek sağladılar hem de "Kıbrıs Sorunu" ile ilgili yüzlerce Almanyalı Aleviyi özellikle son aktüel gelişmeler ile ilgili olarak bilgilendirdiler.
Size bu geziyı tüm detayları ile aktarıyorum. Çünkü Gül ve Söylemez mükemmel bir "Kıbrıs Tanıtımı ve Kuzey Kıbrıs Lobi Çalışması" yaptılar. Katıldıkları toplantılarda KKTC Üniversiteleri ile ilgilenen bir çok insanla karşılaştılar. Özellikle Almanyalı Aleviler'in Kıbrıs Konusu üzerine oldukça bilgili olması ve Kıbrıs'a büyük ilgi göstermesi Gül ve Söylemez'i eminim çok sevindirdi. Bundan böyle daha çok Almanya'da buluşma ve işbirliğini derinleştirme konunda anlaşıldı.
Almanya'daki örgütlü Aleviler ellerindeki olanakları bugüne kadar yeterince haksızlığa uğramış olduğuna inandıkları Kuzey Kıbrılılar için sunmak istiyorlar. Son iki senedir verdikleri gönüllü desteği sürdürmek istiyorlar. Ancak bir sitemleri var. Son aylarda kimse gelmiyor Almanya'ya KKTC'den. Oysa şimdi müzakereler sürerken anlatılması çok önemli Alman Kamuoyuna Kuzey Kıbrıslılar'ın duruşunun ne oldugunu!
Gerek Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve gerekse AABF üyesi dernekler Kıbrıs'ta Çözüm çabalarına daha çok destek vermek ve Kuzey Kıbrıslıların görüşlerini yaymak arzusundalar. Eskiden hem iktidar hem de muhalefet temsilcilerini Berlin'de ağarlayan Alevi Dernekleri haklı olarak şimdi "niçin ne iktidar ne de muhalefet tarafından kimsenin gelmemesini" merak ediyorlar. "Acaba sorun çözüldü de bize artık ihtiyaç yok" diye sormaktalar.
|